Başbakan'a açık mektup
Latif YILDIZ
Sayın Başbakanımız R.Tayyip
Erdoğan, duyumlarıma göre Bayram’da Siirt ve Batman’da olacakmışsınız.
Hoşgeldiniz. Bayramınız kutlu olsun. Size ve bütün sevdiklerinize sağlık
ve mutluluklar diliyorum.
Bir Batman’lı
olarak bu Bayram Slayı Rahim yapmayı çok isterdim; ama Rize Pazar’ lılı
olan dünürüm, damadım ve kızım aylar önce planladıkları program nedeniyle
İzmir’de olacağım. Dolayısıyla siz Batmanda iken ben 1600 km. uzakta
İzmir’de olacağım. Uzaktan yazı yazmaya alışığım 20 yıldır Batman Çağdaş’a
her hafta 1050 km. uzaktan yani Konya’dan yazılarımı yazarım.
Sayın
Başbakanımız sizinle iki taraflı yakınlık hissini duyuyorum. Biri
damadımın Rize’li olması, ikincisi sizin eski vilayetimiz olan Siirt’ten
evli olmanızdır. Ayrıca özellikle Rizelilere karşı 36 yıldır duyduğum
sevgi, ilgi ve arkadaşlık nedeniyle akrabalığa kadar işi götürdüm. Bakınız
nasıl.
Batman’dan ilk uzağa
gidişim olan 1968 yılında İstanbul seyahatimda karşıma ilk çıkan ve hemen
kaynaşıp arkadaş olduğum Rizeli bir saz sanatçısı ve şarkıcıydı. 1969
yılında gazeteciliğe başladığımda 67 İl muhabiri içinde (o zaman 67 il
vardı) Rize muhabiri sevgili Can ile samimi bir kardeşlik kurdum. Derken
gazetenin üs düzey yöneticilerinden iyi ilişki ve arkadaşlık kurduklarım
ya Rizeli, ya da Ordu’lu, Giresun’lu ya da Samsun’lu oldu. 1970 li
yıllarda ağabeyim Rize merkeze bağlı Selimiye köyünde iki yıl öğretmenlik
yaptı. Hala o insanlardan övgüyle bahsediyor. Öğretmenlik yaptığım 30 yıl
boyunca hep yakın arkadaşlarım Karadeniz’li özellikle Rize ve Ordu’lu
oldu.
Peki bu bölge halkı ile neden bu kadar anlaşabiliyor, uyuşabiliyordum? Kız
verecek kadar sevebiliyordum? 38 yıllık gazetecilik ve yazarlık ; 30
yıllık öğretmenlik tecrübem sonunda iki bölge halkını bu kadar bir birine
yakın olmasını “Deniz görmüş” ve “ Deniz Görmemiş” özdeyişini bazı
özelliklerine bağlıyorum. Şöyle ki; sanki madalyonun iki yüzü gibi, ya da
bir elmanın yarısı; hayır hayır belkide ikiz kardeş gibidirler. Herhalde
bilimsel bir araştırma yapılacak olursa genleri en yakın bu ikili çıkar.
Bir birine benzeyen o kadar çok yanları var ki anlatmak ve yazmak ile
bitmez. Yine de birkaç özelliklerini yazmadan geçmeyeceğim:
İkiside temiz duygular besliyor. Yani kalp gözleri, vücut gözlerinden daha
iyi görüyor. Görüşü, düşüncesi, dini, ırkı ne olursa olsun insanı “ İnsan”
olduğu için seviyorlar. Çünkü Bediuzzaman Said-i Nursinin dediği gibi “
İnsan Cenab-ı Hakk’ın antika bir sanatı” olduğunu biliyorlar. Sevgi
doludurlar, özellikle çocukları çok severler. Çünkü biliyorlar ki sevgi
olmadan dost olunmaz.
İkiside son
derece iyi niyetlidir. Halk değimi ile içleri dışları birdir. Çünkü Hz.
Mevlana’nın “ iyilik aradın mı, insanda kötülük kalmaz “ sözünü çok iyi
özümsemişler.
Zeki ve
çalışkandırlar. Öyle olmasaydı bir Erdoğan ve bir Özal çıkmazdı.
Doğrudur ikiside
çabuk sinirlenir; hemen parlar ve tepki verir. Ama ikisinin de kalbinde
zerra kadar kin, garaz, intikam, öç almak yoktur. O yüzden sert gibi
görünselerde ikisi de Dünya’nın en yufka ve sulu gözlü halklarıdır.
Kafasında
oluşturduğu düşünce, fikir ve görüşlerini politik argumanlar, siyasi
entrikalara dönüştürmez; çıkarı için kullanmaz. İkiside çekingendir,
sıkılgandır, utangaçtır; büyüklerine saygı ve sevgide kusur etmez. Yırtık,
yüzsüz, itici değiller.
Yaptığı işi severek hakkıyla yaparlar. Verilen görevi en iyi ve eksiksiz
yerine getirirler. Sözün özü sağlam bir karektere ve taviz vermez bir
iradeye sahiptirler.
İşte sayın Başbakan’ım her ne kadar İstanbul Kasımpaşa doğumlu olsanız da
bir Karadenizli olarak sizinde bu özelliklere sahip olduğunuzu
düşünüyorum. Coğrafya konusunda mastır yapmış, emekli öğretmen, 38 yıllık
gazeteci ve yazar bir kardeşiniz olarak Hasankeyf’i bekleyen tehlike;
Ilısu Baraj’ının olumsuz yanlarını ve çözüm önerilerini bir sefer olsun
benim kalemimden çıkan şekli ile okumanızı ve ondan sonra nihai kararınızı
vermenizi bekliyorum.
MEVCUT PROJENİN
GETİRECEĞİ OLUMSUZLUKLAR :
1) Ilısu
Baraj’ının mevcut projesi 50 yıl önce hazırlanmış, demode olmuş, günümüz
şartlarına ve teknolojisine ayak uyduramayan , uygulanmaması gereken bir
projedir.
2) ÇED raporu
olmayan bir çalışmanın ürünü tek projedir.
3) En önemlisi Ilısu
Baraj’ı Batman, Mardin, Siirt, Şırnak ve Diyarbakır’da toplam 187 yerleşim
yerini sulara gömecek; 80 bin kişiyi evinden, köyünden, toprağından,
tarihinden kopartacak korkunç kötü bir projedir.
4) Hasankeyf; on bin
yıllık geçmişi olan tarihin bize bıraktığı bir mirastır. Alt alta 5 şehrin
gömülü olduğu ( ki birinci şehrin kazıları bile yapılmadı) uyguarlıklara
başkentlik yapmış, insanlığın ortak mirası sulara gömülmemelidir. Sizi
kurtarılacak diye yanıltıyorlar kanısındayım. Kaldıracakları her tuğla,
her taş un ufak olup ellerinde bin parçaya bölünecek. On bin yıllık tarihi
taşımaları mümkün değildir.
Hasankeyf’e yakından
bakıp gördünüz mü bilmiyorum. Görmenizi öneriyorum. Bakın bakalım o taş
kaleyi, o mağaraları, o otantik şehri nasıl taşıyacaklar. Diyorum ki kendi
çıkarımız için gelecek nesilleri bu güzellikten mahrum bırakmaya hakkımız
yok. Bir uygarlığın izlerini sulara gömmeye izin vermeyeceğinizi umuyorum.
5) Ya manevi
cinayet. O bölgede Peygamberlerin, Sultanların, Beylerin, ermişlerin,
murşitlerin, alimlerin onlarca türbesi var. Yeni köprünün yanı başında
İmam Abdella türbesi gibi, dedelerimizin, babalarımızın mezarlarını üç
kuruşluk enerji için sulara gömülmesine yüreğiniz nasıl izin verecek?
6) Hasankeyf 1978
yılında Kültür Bakanlığı tarafından 1. derecede SİT alanı ilan edilmiş.
"Dünya Kültür
Mirası" arasına koydurmak için çalışmamız gerekirken biz onu sulara
gömüyoruz.
7) Zeugma sulara
gömüldüğünde nasıl üzülmüştük. Henüz vakit varken Hasankeyf’i de Allionoi,
Halfeti, Hellençemi gibi diri diri mezara gömdürtmeyelim. Bunu da siz
yaparsınız.
8) Ilısu Baraj’ı
için uzmanlarınız 350 yıl ömür biçmişler. Coğrafya konusunda uzman biri ve
araştırmacı gazeteci yazar olarak diyorum ki Sayın Başbakan’ım sizi
yanıltıyorlar. Söz konusu biçilen ömür erozyonun sıfır olduğu yöre, iklim
ve bitki topluluğu ve yer yüzü düz bir alan için geçerlidir. Hasankeyf
gibi erozyona açık bölge için bu olsa olsa 50 bilemediniz 75 yıldır.
9) En önemlisi bu
haliyle bölgenin ekolojik dengesi tamamen değişecek. yani; iklim
değişecek, hayvan türü değişecek, bitki örtüsü değişecek. Yani eski
ekolojik denge yok olacak. Ölecek. Bu da bölgeye yeni ve bilmediğimiz
salgın ve yaygın hastalıklar getirecek. Bölgeyi ölüm kırıp geçirecek.
10) Bu Baraj’ı kim
istiyor ve bu kadar bastırıyor biliyormusunuz? 3-5 toprak zengini,
binlerce dönüm araziyi kapatan ağa, şeyh, begler istiyor. Sade köylünün
buradan büyük bir beklentisi yok. İşte onlar Bürokrasiyi de siyaseti de
Ankara’dan yönettikleri için Baraj için bastırıyorlar.
İşte sayın
Başbakan’ım bütün bu gerçekler sizden saklanıyor.
GELELİM ORTAK PAYDA
DA ÇÖZÜME
Sayın Başbakan’ım
ortak çözüm yolu var. Şu günlerde 260 dolara alınan Doğal Gaz yerine kendi
enerji ihtiyacımızı karşılamak için ( ki ben ekolojik denge yüzünden
küllen barajlara karşıyım. Allah’ın yarattığı yeryüzü kanununa müdahele
nedeniyle kıyameti kendi elimizle hazırladığımıza inananlardanım.)
HEM BARAJ YAPALIM;
HEM DE TARİHİMİZİ KURTARALIM DİYORUM NASIL MI?
Sayın Başbakan’ım
önce mevcut demode olmuş 50 yıllık proje revize edilecek. Hasankeyf’in
sulara gömülmemesi için a) Ya kotası düşürülmüş tek baraj. b) Ya da alt
alta iki baraj olarak aynı enerji elde edilebilecek. Neden Hem tarih, hem
Baraj?
Çünkü 50 bin yıl
sonrası gelecek nesiller için de tarihi miras aynen korunmalı. Ama gelecek
75 yıllık nesile enerji gerektiği için Baraj da yapılmalıdır.
SONUÇ OLARAK
Sayın Başbakan’ım bu
konuda bize bir değil, iki değil tam üç (3) kez söz verdiniz. Dediniz ki
Hasankeyf sulara gömülmeyecek. Bu sözünüzü tutmanızı bekliyoruz. Yazımın
girişinde tanıttığım ve on yıllarca arkadaşlık ettiğim Karadeniz çocuğu,
hele bir de Rizeli ve de Kasımpaşa’ da doğma büyüme biri verdiği sözden
asla caymaz diye biliyorum. Sizden bu sözünüzün arkasında durmanızı
bekliyorum.
VE SAYIN
BAŞBAKAN’IM; Herşeye rağmen bu proje gerçekleştirilmek istenirse yüzbinler
demokratik tepkimizi ve tavrımızı sonuna kadar ortaya koyacağız. Dünya
kamuoyu ve mahkemelerine taşıyacağız. Dilerim böyle bir durum oluşmaz.
Sizin duyarlılığınıza sonuna kadar güvenmek istiyorum.
MEMLEKET
İSTERİM
Memleket isterim gök
mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların, çiçeklerin diyarı olsun.
Memleket isterim
ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına
bir nihayet olsun.
Memleket isterim
ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun ;
Kış günü
herkesin evi barkı olsun.
Memleket isterim
yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir
şikayet ölümden olsun.
Yazarın yazısı, 9 Ocak 2006 tarihli Batman Çağdaş
gazetesinden alınmıştır.
